Perşembe, Aralık 1, 2022

Rehber

Hepimiz bir anlam arıyoruz. Günlük hayatın sunduğundan daha derin, daha kalıcı bir anlam.

Hayatta gerçekten tatmin olduğun anları düşün. Bu bir ilişki miydi, kendiliğinden gerçekleşen bir olay mıydı yoksa bir başarılı olduğun bir an mıydı? En son ne zaman “İşte yaşamak denilen şey bu.” diye düşündün?

Keşke o anlar kalıcı olsa ama hayat devam ediyor.

Genelde benzer anlar yaratmaya, yaşadığımız deneyimi tekrarlamaya ya da bize iyi geleceğini düşündüğümüz yeni deneyimler bulmaya çalışırız. Sonsuza kadar süren, sürekli olan, hiç kaybolmayan bir an olabilir mi?

Peki ya inanç? Birçok insan için inanç geriye kalan, istikrarlı anlardır.

Tanrı’nın var olma olasılığını düşünmeye zaman ayırmayan veya dikkatini vermeyi tercih etmeyen birçok şüpheci vardır. Çünkü bunu yapmak, istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Şu anki rahat yaşam tarzına meydan okuyabilir, yıkıcı olabilir. Kendi haline bırakmak daha iyi gelebilir.

Yine de hayatın, inanç ve Rab’bi ön plana çıkarmanın bir yolu vardır.

Bu, tanıştığın, hayatına hayran olduğun ve aynı zamanda Tanrı dan de bahseden bir kişi aracılığıyla olabilir. İnançla ilgili sorular, rahatsız edici bir amaç boşluğundan su yüzüne çıkabilir ya da bazen bir zamanlar olduğundan daha az özgür hissettiren, tamamen kendi başına olmanın rahatsız edici geldiği olasılıklar karşına çıkabilir. Artık tehlikelerin, her şeyin tek kaynağı olman için talep edilenlerin daha çok farkındasın.

Şüphecilik, kenarlarda savaşmanın bir yoludur, güvenilir değildir. Tanrı’nın gerçek olma olasılığı, zor algılanır bir şekilde da olsa ortaya çıkmaya devam eder. “Beni tanıyan, beni önemseyen, yönlendiren, yardım eden ve hayatımın derinliği için kendisine güvenmemi isteyen sevgi dolu bir Tanrı gerçekten var olsa ne güzel olurdu.” diye düşündüğünüz zamanlar olabilir.

Bazıları çözüm olarak dini uygulamaları savunur, yani “Gerçekten olana kadar öyleymiş gibi yap” yaklaşımını. Bu, ritüellerin, tapınmanın, duanın bir süngerin suya batırılması gibi olacağını ve gerçekten “orada” olan her şeyin varlığımızca emileceği fikrini savunur.

Belki bazıları için bu işe yarayabilir, ancak günlük sorunlara ve baskılara ayak uydurabilir mi? Bu bir pazartesi öğleden sonra, iş ya da ilişkilerin baskısı altında ya da omuzlarına yük olan gerçek problemlerle karşılaştığında bizlere ne sunabilir?

Tedavi eden bir kaçış yöntemi olarak, belli bir dereceye kadar, güçlendirici bir sakinlik hali sunabilir. Ama bir ormanın güzelliğinde yürümekten veya sessiz bir gölün yanında oturmaktan çok farklı mıdır? Bu dini uygulamalar sizi gerçekten Rab’le sürekli bir deneyime yönlendirebilir mi? Belki.

Şüpheciler, Tanrı kavramıyla mücadele ederler, çünkü orada olduğundan şüphe ettikleri bir şeye gönülden yönelemeyeceklerini bilirler. Bu tür oyunlar oynamak aptalca gelir.

Peki, buna herhangi bir çözüm var mı? Daha yüksek bir gücün gerçekliğinden emin olmak için Rab’le bağlantı kurmanın gerçek bir yolu var mı?

Yıllar boyunca bilim, Tanrı’yı ​​aydınlattığı kadar inkâr da etmemiştir. Yıllar önce, insanlar gök gürültülü sağanak yağışları tanrıların güçlerine bağlıyordu. Bilim şimdi şimşeklerin atmosferik nedenlerini açıklar. Yine de bu daha temellendirilmiş bilgi, şimşekleri izlerken hissettiğimiz korkuyu ortadan kaldırır mı?

Artık Samanyolu Galaksimizin 100 milyar yıldız içerdiğini ve belki de evrenimizdeki iki milyon galaksiden biri olduğunu biliyoruz. Bu bilim, dünyanın güneşten mükemmel bir şekilde uzak olduğu, okyanuslarımızın ayımız tarafından mükemmel bir şekilde yönetildiği konusundaki şaşkınlığımızı azaltır mı?

Çevremiz, insan tahribatının yanı sıra, yaşamı sürdürmek için gereken tüm hava, su ve besinleri içerir. Bazıları, sadece bu koşullar mevcut olduğu için burada olduğumuzu söyleyerek tavuğu ve yumurtayı tartışmak ister. Ancak, neden bu kadar kutsanmış olduğumuzu merak etmek için bir neden yok mu?

Bir kişinin inanılmaz bir hediye olan doğanın güzelliğini, deniz canlılarının çokluğunu, bitki ve hayvanların çeşitliliğini, gün batımının canlandırıcı görüntüsünü fark ettiğinde “Acaba şanslı mıydık yoksa bütün bunlar bize biri tarafından sağlandı mı?” diye merak etmesi doğaldır.

Daha da ileri gidersek, ya Tanrı’nın varlığı, bizi çevreleyen kanıtlara dayanarak yalnızca zihinsel olarak anlaşılamazsa, ya Tanrı kişisel düzeyde bilinmeye istekliyse? Ya Rab bize doğadan çok daha fazlasını sunmak istiyorsa?

Belki de Tanrı asla bu hayatı yalnız yaşamamızı istememiş, O’nunla yakın bir ilişki içinde, sevgisinin farkında olarak yaşamamızı istemiştir. Belki de nasıl biri olduğunu, hayatı nasıl gördüğünü somut kelimelerle gösteriyordur. O’nu bir kez tanıdıktan sonra bizi daha büyük tatminlere, daha büyük duygusal ve zihinsel kaynaklara yönlendirecektir.

Bir insanın kalbi için beynini değiştirmesine gerek yoktur. Tanrı, O’na olan inancın mantıklı, hatta bariz olduğu sonucuna akıllıca varmak için zorlayıcı gerçekler ve sebepler sağlamıştır. Ayrıca, başka hiç kimsenin yapamayacağı şekilde, ruhlarımızın en derin özlemlerini karşılar.

Rab inancına nasıl ulaşılır? Burada Rab de devreye girer. Tanrı, O’nu tanımamızı, bizim için tasarladığı hayatı tam anlamıyla deneyimlememizi istiyor.

Rab Yeremya 29:13,14’te şöyle diyor, “Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız. Kendimi size buldurtacağım.”

Bu içinde bir umut uyandırabilir, uyandırmalıdır da. Sizin, O’nu tanımanızı istiyor.


 

Sizi, O’nu kişisel olarak tanımanız için yarattı.

Tanrı, kalbinizdeki özlemi gidermek, sizin yaşamınızın temeli olmak istiyor. Bunun hakkında daha fazla öğrenmek istermisin ?