Çarşamba, Kasım 30, 2022

Benim Kaygım

Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir? Yarının kaygısı yarının olsun.

Benim kaygım, tüm kaygılarımı bir araya toplayıp bana sunan cep telefonumdan kaynaklanıyor.

Benim kaygım, haber uygulamamdan, ardı ardına trajedi duymaktan, küresel bir salgınla karşı karşıya gelmekten ve bunların arasında kendimi çok küçük ve güçsüz hissetmekten kaynaklanıyor.

Benim kaygım, Google takvimimden, programımı dolduran, beni sürekli farklı yönlere çeken, bağlılıklarımın harcadığım zamana değip değmediğini sorgulamama neden olan tüm olaylardan geliyor.

Benim kaygım, üniversite ders notlarımdan, her dönem sonunda notlarımı çılgınca kontrol etmekten, düşük bir not görmemek için dua etmekten geliyor. Çünkü düşük not almak “önceliklerimi doğru belirleyemediğimi” düşünmeme ve bir hayal kırıklığı gibi hissetmeme neden oluyor.

Benim kaygım, takip programlarından, hiçbir gizlilik, özgürlük veya herhangi bir güvenli alan olamaması nedeniyle sürekli olarak nasıl izlenip yargılandığımdan ve ne kadar zaman geçerse geçsin güven inşa edemememden geliyor.

Benim kaygım, kalori sayma uygulamamdan, yaptığım spordan, vücudumdan, evdeki herkesin benden çok farklı görünmesinden memnun olmadığımı hatırlatmamdan geliyor.

Benim kaygım, mesaj bildirimlerinden, gece geç saatlerde ekranımın yanmasından hem ondan mesaj gelmesini hem de her şeyi unutmayı ve sadece iyileşmemi isteyen çelişkili duygularımdan geliyor.

Benim kaygım, e-posta kutumdan, stresli bir şekilde tıp fakültesinden kabul edilmeyi beklemekten ve bunun beni olmam gereken yere götürmesini ummaktan geliyor.

Benim kaygım, bu şiirden, tüm bunların başkaları tarafından anlaşılabileceği bir sanat eseri haline getirememekten geliyor.

Bunaltıcı yoğunluktan, aile dinamiklerinden, yüksek beklentilerden, beden imajından, kırık kalplerden, belirsiz gelecekten ve çok daha fazlasından…

İşte benim kaygılarım bunlardan geliyor …. Ya sizinkiler !!!

Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‘Ne yiyip ne içeceğiz?’ diye canınız için, ‘Ne giyeceğiz?’ diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir? 

Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler. Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi. Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı’nın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey kıt imanlılar?

 “Öyleyse, ‘Ne yiyeceğiz?’ ‘Ne içeceğiz?’ ya da ‘Ne giyeceğiz?’ diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa göksel Babanız bütün bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir. Siz öncelikle O’nun egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir.

“O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.”

 

Sizi, O’nu kişisel olarak tanımanız için yarattı.

Tanrı, kalbinizdeki özlemi gidermek, sizin yaşamınızın temeli olmak istiyor. Bunun hakkında daha fazla öğrenmek istermisin ?