Çarşamba, Haziran 29, 2022

Babil -1

Büyük tufandan yüzlerce yıl sonra, Nuh’un soyundan gelenlerin çoğunun artık Tanrı ve O’nun isteği ile ilgilenmedikleri gerçeği üzücü, ama doğrudur. Ataları Şit, Hanok ve Nuh’un yaptığı gibi, Tanrı’nın sözüne inanmadılar. Tanrı’yı unuttular ve O’na kendilerine yaşam, soluk, güneş, yağmur ve yiyecek sağladığı için teşekkür etmediler.

Tanrı’nın, onlara, Sadakatini hatırlatmak için bulutlara yerleştirmiş olduğu gökkuşağı belirtisine gelince, çoğu, gökkuşağının ne anlama geldiğini bile artık bilmiyordu. Tanrı Sözü’nün onlar ile ilgili olarak ne duyurduğuna kulak verelim:

“Tanrı’yı bildikleri halde O’nu Tanrı olarak yüceltmediler, O’na şükretmediler, tersine, düşüncelerinde budalalığa düştüler; anlayışsız yüreklerini karanlık bürüdü. Akıllı olduklarını ileri sürerken akılsız olup çıktılar. Tanrı ile ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaradan’ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. Oysa Tanrı, sonsuza dek övülmeye layıktır! Amin!” (Romalılar 1:21, 22, 25)

Kayin ve onun soyu gibi, Nuh’un soyunun çoğu, gerçeği gömmeyi ve kötülüğü izlemeyi seçti. Dinleri vardı, ama bu sahte bir dindi, çünkü Tanrı’nın ön gördüğü doğruluk yolu ile uyuşmuyordu. Tanrı’nın gerçek sözünü dinlemediler. Şeytan’ı dinliyorlardı.

Nuh’un ikinci oğlu Ham’dan doğan Nemrut adlı bir adam vardı. Nemrut, tufandan sonra yaklaşık beş yüz yıl yaşayan usta bir avcıydı. Adının anlamı isyankardır. Nemrut çok zeki biriydi, ama Tanrı’yı tanımıyordu. Tanrı’nın sözünü önemsemedi ve Şeytan’ın, Kayin’in ve Nuh’un kuşağının insanlarının yolunu izledi. Nemrut yedi büyük kent inşa etti ve dünyanın tüm insanlarının birlikte yaşayabilecekleri ve bir olabilecekleri büyük bir kent bina etmeyi tasarladı.

Nemrut ve onun ile birlikte olanların bina etmeyi tasarladıkları büyük kent ile ilgili olarak Kutsal Yazıların ne söylediklerini görmek için şimdi Yaratılış kitabının on birinci bölümünü okuyalım: (Yaratılış 11) Başlangıçta bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı. İnsanlar doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova bulup oraya yerleştiler. Birbirlerine, ‘Gelin, tuğla yapıp iyice pişirelim’ dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. Sonra, ‘Kendimize bir kent kuralım’ dediler, ‘göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.’”

Böylece, Adem oğullarının nasıl büyük bir kent ve göklere erişecek bir yüksek kule bina etmeyi tasarladıklarını görüyoruz. Bu yüksek kuleyi neden bina etmek istediler? Nemrut ve beraberindekiler, dünyada kendilerine ün yapma peşindeydiler. Güçlü olmak ve yeryüzüne dağılmamak için dünyadaki insanları tek bir yerde toplamayı planladılar. Ancak, yapmayı planladıkları şey Tanrı’yı hoşnut etmedi. Tanrı, Nuh’un çocuklarına yeryüzüne dağılmalarını söylemişti. İnsanı yaratan Tanrı, dünyadaki insanlar için neyin en iyi olacağını biliyordu. Ama Nuh’un soyundan olan pek çok kişi Tanrı’nın düşüncelerine değer vermiyorlardı. Onlar Tanrı’dan daha zeki olduklarını düşündüler. Şeytan’ın kendisi gibi, onların yürekleri de Tanrı’ya karşı gurur ve isyan ile doluydu. Ama Kutsal Yazılarda bize bildirilen şudur: “Kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.” (Matta 23:12) Ve “İnsanların gururlandıkları ne varsa Tanrı’ya iğrenç gelir.” (Luka 16:15)

İnsanı yüceltmek ya da insanın kendi adı için ün yapmak istemesi, Tanrı’nın önünde günah’tır, çünkü övgü ve yüceliğe layık olan yalnızca tek bir İsim vardır. Bu da göğü ve yeri yaratan Rab Tanrı’nın Adı’dır. Kutsal Yazılar bu konuda şöyle der: “Övünen, Rab ile övünsün! Kabule değer kişi kendi kendini tavsiye eden kişi değil, Rab’bin tavsiye ettiği kişidir.” (2.Korintliler 10:17, 18)

 


 

 

İsa Mesih Seni SEVİYOR

İsa Mesih’in seni gerçekten sevdiği için çarmıha çıkıp canını verdiğini biliyor muydun? Bunun hakkında daha fazla öğrenmek istermisin ?